Kari
Murottal Ses
لَمْ يَكُنِ الَّذِيْنَ كَفَرُوْا مِنْ اَهْلِ الْكِتٰبِ وَالْمُشْرِكِيْنَ مُنْفَكِّيْنَ حَتّٰى تَأْتِيَهُمُ الْبَيِّنَةُۙ
lam yakunil-lażīna kafarū min ahlil-kitābi wal-musyrikīna munfakkīna ḥattā ta'tiyahumul-bayyinah(tu).
Kitap Ehli'nden ve müşriklerden inkâr edenler, kendilerine apaçık bir delil gelmedikçe (dinlerini) terk edecek değillerdi.
رَسُوْلٌ مِّنَ اللّٰهِ يَتْلُوْا صُحُفًا مُّطَهَّرَةًۙ
rasūlum minallāhi yatlū ṣuḥufam muṭahharah(tan).
(yani) Allah'tan (Muhammed'den) kutsal sayfaları (Kur'an'ı) okuyan bir elçi,
فِيْهَا كُتُبٌ قَيِّمَةٌ ۗ
fīhā kutubun qayyimah(tun).
o sayfalarda dosdoğru kitapların (hükümleri) bulunan.
وَمَا تَفَرَّقَ الَّذِيْنَ اُوْتُوا الْكِتٰبَ اِلَّا مِنْۢ بَعْدِ مَا جَاۤءَتْهُمُ الْبَيِّنَةُ ۗ
wa mā tafarraqal-lażīna ūtul-kitāba illā mim ba‘di mā jā'athumul-bayyinah(tu).
Kitap Ehli ancak kendilerine apaçık delil geldikten sonra bölündüler.
وَمَآ اُمِرُوْٓا اِلَّا لِيَعْبُدُوا اللّٰهَ مُخْلِصِيْنَ لَهُ الدِّيْنَ ەۙ حُنَفَاۤءَ وَيُقِيْمُوا الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُوا الزَّكٰوةَ وَذٰلِكَ دِيْنُ الْقَيِّمَةِۗ
wa mā umirū illā liya‘budullāha mukhliṣīna lahud-dīn(a), ḥunafā'a wa yuqīmuṣ-ṣalāta wa yu'tuz-zakāta wa żālika dīnul-qayyimah(ti).
Oysa onlara sadece Allah'a ihlasla ibadet etmeleri, O'na itaat ederek dini dosdoğru yaşamaları, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti; işte bu, dosdoğru dindir.
اِنَّ الَّذِيْنَ كَفَرُوْا مِنْ اَهْلِ الْكِتٰبِ وَالْمُشْرِكِيْنَ فِيْ نَارِ جَهَنَّمَ خٰلِدِيْنَ فِيْهَاۗ اُولٰۤىِٕكَ هُمْ شَرُّ الْبَرِيَّةِۗ
innal-lażīna kafarū min ahlil-kitābi wal-musyrikīna fī nāri jahannama khālidīna fīhā, ulā'ika hum syarrul-bariyyah(ti).
Kitap Ehli'nden ve müşriklerden inkâr edenler, Cehennem ateşine gireceklerdir; orada ebedî olarak kalacaklardır. Onlar, yaratılmışların en kötüsüdür.
اِنَّ الَّذِيْنَ اٰمَنُوْا وَعَمِلُوا الصّٰلِحٰتِ اُولٰۤىِٕكَ هُمْ خَيْرُ الْبَرِيَّةِۗ
innal-lażīna āmanū wa ‘amiluṣ-ṣāliḥāti ulā'ika hum khairul-bariyyah(ti).
İman edenler ve salih ameller işleyenler ise, yaratılmışların en iyisidir.
جَزَاۤؤُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنّٰتُ عَدْنٍ تَجْرِيْ مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهٰرُ خٰلِدِيْنَ فِيْهَآ اَبَدًا ۗرَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوْا عَنْهُ ۗ ذٰلِكَ لِمَنْ خَشِيَ رَبَّهٗ ࣖ
jazā'uhum ‘inda rabbihim jannātu ‘adnin tajrī min taḥtihal-anhāru khālidīna fīhā abadā(n), raḍiyallāhu ‘anhum wa raḍū ‘anh(u), żālika liman khasyiya rabbah(ū).
Onların Rableri katındaki mükâfatı, altında ırmaklar akan Adn cennetleridir; orada ebedî olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. Bu, Rabbinden korkanlar içindir.