بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيْمِ
bismillāhir-raḥmānir-raḥīm(i).
Bismillah ile Rahman, Rahim olan Allah'ın adıyla.
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعٰلَمِيْنَۙ
al-ḥamdu lillāhi rabbil-‘ālamīn(a).
Hamd olsun Allah'a, âlemlerin Rabbi.
قَالَتْ اِنِّيْٓ اَعُوْذُ بِالرَّحْمٰنِ مِنْكَ اِنْ كُنْتَ تَقِيًّا
qālat innī a‘ūżu bir-raḥmāni minka in kunta taqiyyā(n).
Dedi: 'Rahman’dan sana sığınırım, eğer takva sahibiysen (bana dokunma).'
اِنَّ الَّذِيْنَ اٰمَنُوْا وَعَمِلُوا الصّٰلِحٰتِ سَيَجْعَلُ لَهُمُ الرَّحْمٰنُ وُدًّا
innal-lażīna āmanū wa ‘amiluṣ-ṣāliḥāti sayaj‘alu lahumur-raḥmānu wuddā(n).
'İman edip salih amel işleyenlere, Rahman kalplerinde sevgi verecek.'
اَلرَّحْمٰنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوٰى
ar- raḥmānu ‘alal-‘arsyistawā.
Rahman, Arş’a istiva etmiştir.
يَوْمَىِٕذٍ يَّتَّبِعُوْنَ الدَّاعِيَ لَا عِوَجَ لَهٗ ۚوَخَشَعَتِ الْاَصْوَاتُ لِلرَّحْمٰنِ فَلَا تَسْمَعُ اِلَّا هَمْسًا
yauma'iżiy yattabi‘ūnad-dā‘iya lā ‘iwaja lah(ū), wa khasya‘atil-aṣwātu lir-raḥmāni falā tasma‘u illā hamsā(n).
O gün, çağıranın peşinden giderler, sapma yoktur. Rahman’ın huzurunda sesler kısılır, sadece bir hışırtı duyarsın.
قٰلَ رَبِّ احْكُمْ بِالْحَقِّۗ وَرَبُّنَا الرَّحْمٰنُ الْمُسْتَعَانُ عَلٰى مَا تَصِفُوْنَ ࣖ
qāla rabbiḥkum bil-ḥaqq(i), wa rabbunar-raḥmānul-musta‘ānu ‘alā mā taṣifūn(a).
(Muhammed) dedi: 'Rabbim, adaletle hükmet. Rabbimiz Rahman’dır, söylediklerinize karşı yardım dilenecek olandır.'
قُلْ هُوَ الرَّحْمٰنُ اٰمَنَّا بِهٖ وَعَلَيْهِ تَوَكَّلْنَاۚ فَسَتَعْلَمُوْنَ مَنْ هُوَ فِيْ ضَلٰلٍ مُّبِيْنٍ
qul huwar-raḥmānu āmannā bihī wa ‘alaihi tawakkalnā, fasata‘lamūna man huwa fī ḍalālim mubīn(in).
De ki: 'O, Rahman’dır; biz O’na iman ettik ve O’na tevekkül ettik. Yakında kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu bileceksiniz.'